Ana Menü

Kategoriler

Dost Siteler

Kuzeyden Esen Rüzgar

Bak yavrum beni iyi dinle. Anlattıklarımı iyice beynine yerleştir. Sende kendi çocuklarına anlat ki, çocukların da düşmanlarını bellesinler. Onları unutmasınlar ve onların oyunlarına fırsat vermesinler. Biz, yüzlerce yıldır bu toprakların öz be öz sahipleriydik. Ama nasıl oldu? Neden oldu bilinmez. Kuzeyden esen bu kızıl rüzgar ortalığı kasıp kavurdu. Ruslaştırma adına üç çeyrek asır boyunca; Ruslar kendi dillerinin öğretilmesine çok büyük önem verdiler. Müslümanları Hıristiyanlaştırmak için su gibi paralar akıttılar. Çabaları bu gün dünya alemin kabul ettiği su götürmez bir hakikattir. Müslüman halkın elinden alınan verimli bu topraklara Ruslar kendi insanlarını yerleştirdiler. Müslümanların ticari ve mali imkanlarını kurutmak için; çok ağır vergiler aldılar. Binlerce Müslüman din adamı, münevver ve elit insan, Pan-Türkist, Pan-İslamist, anti komünist ve casus işbirlikçiliğiyle itham edilerek; Stalin döneminde sorgusuz sualsiz kurşuna dizildiler. İnançlı ve kendi öz değerlerine bağlı bu insanlar, çiftliklerde, maden ocaklarında aç, susuz, hayvanların bile yaşayamadığı; çok daha ağır şartlar altında çalıştırıldılar. Binlerce kadın ve kızlara tecavüzler ettiler. Dökülen kanların ve göz yaşlarının, kirletilen namusların, yıkılan cami ve ibadethanelerin sayısını bilen bile yoktur. Tarih, tarih oldu olalı; bu kadar zulme, bu kadar işkenceye, bu kadar hiç şahit olmadı. Azıcık direnecek olanlar temizlenerek tasfiye edildiler. Yıllarca yerlerinden, evlerinden, yurtlarından uzaklaştırılan; kendi kültür ve geleneklerini, inanç ve ibadetlerini, dini ve milli bayramlarını yaşamaya bile, asla müsaade edilmedi. 1920’lerde Latin alfabesine yeni geçilmişti. Öz atalarımız olan Türkiye ile dil birliği ve kültürel bağlarımız olacaktı. Bunu anlayan Ruslar bu bağların koparılması adına; Latin alfabesi yasak edildi. Yerine, Rusların kiril alfabesi getirilerek mecbur edildi. Rusça’yı bilmeyene devlet kapılarında iş verilmedi. Hepsi bir soydan olmasına rağmen, Kazak, Türkmen, Tacik, Kırgız, Azeri gibi isimler verilerek; ayrımcılığı yaymak için her türlü yalana, yayın ve basın yoluna baş vurdular. Bu milletin içinden; asil veya özüne sadık olmayanların bazılarına mevki ve makam, para ve kadın vererek; bu millete her türlü eza ve işkence reva gördürüldü. Milliyet kavramını ortadan kaldırmak için Ruslarla Rus olmayanlar arasında evliliklere zorladılar. Hatta teşvik ettiler ki, doğacak çocukları Rus kimliği içine alabilsinler. Bu millet en büyük zulmü ve asimilasyonu Ruslardan gördü. Komünizm denilen kızıl bela hiçbir şeyi çözemediği gibi, her geçen gün, ekonomiyi ve yaşamı daha da kötüye götürdü. Hiçbir devlet zulümle abad olmamış. Bunlarda olamadılar. Artık hiçbir şey de eskisi gibi değildi. Uzun yıllar insanların kişilik ve kimliklerini, onur ve öz değerlerini, inanç ve ibadetlerini, ahlak ve adetlerini yitirdiler. Verilmek isteneni de kabullenemediler. Komünizm insanların bireysel sorumluluklarını ve teşebbüs güç ve enerjilerini de yok etti. Kuzeyden esen kızıl rüzgar insanların sadece bedenlerini değil, ruhlarını da beraber alıp götürdü. Yıllarca cebren itaate zorlanan insanlar sürüden farksız hale getirildi. Komünistlerin kalkınmasında hedef asla insan olmadığı için; insanın hiçbir değeri ve önemi olmadı. Demir perde çekildi. Dünya ile irtibat ve bağlantıları koparıldı. Dünya; burada yaşananlardan, burada yaşayanlar dünyanın yaşam ve gidişatından haberdar olamadılar. Oğlum, sen sıradan bir milletin efradı değilsin. Senin ecdadın yedi kıtada at koşturmuş, tarihte altın sayfaları olan ve bu dünyada medeniyet kurabilen üç beş milletten biridir. Her ne kadar kirletilirse kirletilsin, gün; er geç bizim milletin üzerine doğacaktır. Adına her ne derlerse desinler, bunun adı içeride komünizm, dışarıda kapitalizmdir. Komünizm ise hakikatte kapitalizmin gayri meşru çocuğudur. Ömrü ancak yetmiş beş yıl sürdü. Çatı çöktü. Birlik bozuldu. Uzun zamandan beri güdülen siyaset bu gün acı meyvelerini verdi. Müslüman Türkler, Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Tacikistan, Azerbaycan adı altında devletçikler kurdular. Bu devletlerin başlarına ise Rusların komünizm sistemi içinde büyüyerek; onların fikir ve zikirleri ile kirletilenleri baş eylediler. Ne düşünmek, ne yapmak gerek insanın aklı ermez oldu. Uçsuz bucaksız toprak ve arazilerimiz var. Ama düşünerek fikir üretecek, ucundan tutunca yapabilecek, siyasetçiye, bilim adamına, iş bilen memura, iş bilen ziraatçıya, iş bilen ustaya ihtiyaç var. Mallarımızı pazarlayacak bilgi ve beceriye sahip adam yok. Sen gençsin. Eğer ömrün yeterse, bunların hepsini göreceksin. Diğer yanda bu topraklarda geniş petrol ve doğalgaz yatakları var. Sadece Hazar’ın altında elli ila iki yüz milyar varillik petrol var. Bu ise tüm dünya petrolünün yüzde onundan fazlası eder. Şu andaki en düşük hesaplarla bile; dört trilyon dolarlık bir değerdedir. Bunların ise isteyeni çok olacak. Başta ABD, İngiltere, Fransa ve Çin kuzgun karganın leşe indiği gibi gelecekler, kapmak isteyecekler, buraları parsellemek isteyecekler. Yıkılıp gitmesine rağmen; bölgedeki nüfuzunu kayıp etmemek, elden kaçırmamak hırs ve hırçınlığı içinde olan Ruslar ise ellerinden gelebilecek meşru veya gayri meşru her türlü yola baş vuracaklar. Gerçi tarihte Rusların hiç meşru işleri de olmamış ya! Yeni Türk devletlerinin direk denizlere çıkışı olmadığından; Avrasya ana karasından uluslar arası pazara çıkış güzergahını belirlemek için bile çok çetin mücadeleler verecekler. Bu yüzden; bu topraklarda ve geçiş yol üzerindeki yerlerde yaşayan insanların çok canı yanacak, çok kanı akacak. Türkiye eksenli politika güden ve bağımsız devletler topluluğuna katılmayı reddeden, Türkiye ile petrol boru hattı anlaşması imzalayan Elçibey’i ortadan kaldırmak için darbe yapan veya yaptıran Ruslardır. Yine, Azerbaycan’ın başına Ermenileri musallat eden; her türlü askeri bilgi, teçhizat ve malzemeyi veren ve bizzat içinde yer alan yine Ruslardır. Hem petrol boru hattı güzergahını kontrol etmek, diğer Türk devletlerine, ayrı baş çekenin başına neler geleceğini göstererek gözdağı vermekti. Hatta bu aşamada kendine has bir politika güden, günün Türkiye cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın gayret ve çabalarını boşa çıkarmak için dahili hainlerce zehirlenerek öldüttürüldü. Yerine, suya sabuna değmeyecek, ileride ağabey olmaya çalışmayacak; birine bırakılacak birini buldular. Bağımsızlığını yeni kazanan Türk devletlerini başta Türkiye, İran, Suudi Arabistan, Pakistan ve Afganistan gibi Müslüman ülkelerin gayret ve katkılarını gören Rusya etrafının tekrar Hilal’le daraldığı hobisiyle çekiniyor, korkuyordu. Bu bile korkutuyordu onları… Her ne kadar kendilerine bağımsız dense bile; dil, etnik ve fiziki ve yetişmiş elaman alt yapısı gibi sayılabilecek daha bir çok yönden Rusya’ya bağımlı olmaları kaçınılmaz gözüküyor. Bölgede ki insanların; ideolojik kaygıdan daha çok ekonomik kaygılar önde gidiyor. Siyasi bağımsızlığın yanında askeri ve ekonomik bağımsızlığa varmak için çok düzenli ve planlı çalışmak gerekiyor. Her şey onu gösteriyor ki! Güneş Türklerin üzerine doğacak; Ruslar ise geçmişte yaptıklarının bedelini içine düştükleri çirkeflikte çok daha fazlasıyla yaşayacaklarına tarih şahitlik edecektir.




Okunma : 1108 // Aldığı Oy : 14 // Gönderen : Anonim
Oy Ver :
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
Arkadaşına Gönder      Yazdır
 

Yorumlar

Henüz yorum yazılmamış. İlk yorum yazan siz olmak istermisiniz ?

Yorum Yaz

Adınız :
E-mail Adresiniz :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :

Yeni Eklenenler

En Çok Okunanlar

En iyiler

istatistikler

hikaye hikayeler sex hikayeleri porno hikayeleri erotik hikayeleri seks hikayeleri türk porno porno izle porno