|
8 BASİT KURAL Amerika yolculuğumu California şehrinde tamamlamak üzereydim bir akşam Melisle tanıştım Crescent Barın da aslında adı Melissaydı fakat ben ona Melis demeyi seçtim çünkü ihanet denen şey o kızı benden ayırdı. Yer İstanbul Yıl 21 aralık 1997 Ben Taksimdeki otelden ayrıldım, Melisin doğum günü için... Unutmuş olamazdım tabî ki, evleri Kadıköydeydi. Beni çağırmadı doğum gününe belki benim hatırlayıp gelmemi istedi belki de gelmemi istememişti ama ben gelmemi istiyor gibi düşündüm ne de olsa seviyordum o da beni seviyordu demesine göre... Yollarda düşündüğüm şeyler onun ilk doğum gününe gittiğim ve orada nasıl heyecanlı olacağımı düşünmemdi. Oraya vardığım da görmek istemediğim şeyleri gördüm ama Allah kahretsin ki gördüm O anda burada ne işim var bu kız benim sevgilim olamaz diye hissettim, hissetmekle kalmadım gözlerimin bana yalan söylemediğini anladığım anda kendimin bu kadar aciz olmadığını bildiğim için o kızın adını anmadan bu işin bittiğine karar verdim. O kız ihanet kelimesini bilmiyor ya da bilmek istemiyordu çünkü aşk onun için kaçamak yapmaktan başka birşey değildi. Bir insanın değeri bu kadar alçak olabilir miydi? Ama onun öyleydi. Melissa bana "Madem bu kız senin için bu kadar kötü bir anı peki neden bana bu alçak kızın adıyla hitâp ediyorsun?" dedi. Bu soruyu cevaplamak için biraz tenezül ettim fakat benim değerimin Melissa ın gözünde yükselmesini istediğim için bu soruyu cevapladım,"Melissa ihanet kelimesinin anlamını biliyorsun değil mi? Ama Melis bunun anlamını bilmiyordu. Ben ona bunun anlamını öğrettim bana o alçaklığı yaptığı anda, ona o zaman o kadar kötü sözler söyledim ki surat ifadesi hâla aklımda ve aklımda kalmasını şuan bile istiyorum. Sen onu bana hatırlatıyorsun. Bundan dolayı sana Melis demek istedim." Melissa bana şöyle bir baktı daha sonra "Hakan sen bu kızı hâla seviyorsun. Bana Melis demeyi ona ihanet kelimesini öğrettiğin için değil onu unutmamak için seçtin. Ama bir insanın yapacağı şeyi yapmışsın. Öyle bir kız için belki az bile yapmışsın sevginden dolayı, aşk üstün gelmiş sana..." Melissa ın dediklerini düşündüm ve ona hak verdim, nasıl veremezdim ki? Yer İstanbul Yıl 17 Ocak 2010 Melissa ın dedikleri beni o kadar etkiledi ki tekrar bu kızı bulmak zorundaydım. Gerçekten onu seviyor muydum? Yoksa bir oyunun içine girmek için kendimi mi hazırlıyordum? İntikamın soğuk rüzgarları beni İstanbul sokakların da üşütmeye yetiyordu. Kadıköyden kendime bir ev tuttum tam onların evlerinin karşısında... Buraya yerleştiğimi öğrenen Melis hoşgeldin demeye geldi bir akşam. Fakat o beni tanımıyordu çünkü... Yer Finlandiya / Helsinki Yıl 21 Ağustos 2002 Bir kış günü annemleri Helsinkideki evini ziyaret etmek için yola çıktım. Finlandiyada havalar o kadar soğuktu ki insanların birbirine karşı olan sevgisi bile bu havayı ısıtamıyordu. Kar çok hızlı 100 metre ötesi görünmüyor, ben araba ile giderken bu feci kazayı geçireceğimi bilemiyordum. Geçirdiğim kaza da yüz dokularım parçalanmış artık suratım annem tarafından bile tanınamaz hâle gelmişti. Bu suratla yaşamayı tabî ki kabul edemezdim. Almanya ın Hannover şehrinde geçirdiğim ameliyatta artık başka birisi olmuştum. Bundan sonra Emre değil Hakan olarak yaşayacaktım. Bütün kötülüklerden arınmış bir şekilde... Melis eve geldi ve bana "Bu güzel mahallemize hoşgeldiniz, sizinle tanışmak için bu ziyareti gerçekleştirdim. Bunu kabul ederseniz gerçekten beni mutlu edersiniz." diyerek sıcak bir ortam oluşturmaya çalıştı. Bu sözler beni eskilere götürdü ve Melise karşı zavallıya bakar gibi bakmama neden oldu. Melis bir an surat ifadesini değiştirdi ama benim sonradan gülmemle o da etrafa gülücükler saçmaya başladı. Belki onun benimle ilgili birçok hayali vardı. Ama Emre kadar saf değildim artık, Melis elde etmek istediklerini değil benim vermek istediklerimi alacaktı almak zorunda kalacaktı... Melisin hayalleri benden çalabildiği kadar para çalabilmekti. O öyle istiyordu ne de olsa güzel bir kızdı, bütün erkekleri elde edebilceğini, arkasından koşturabileceğini zannediyordu. İnsanların para hırsı o kadar çok çoğalmış ki aşkı bu küçük kağıt parçacıkları için kullanıyorlardı, Allahın verdiği varlıklar ile... Melis o an yanıma geldi kendini bana karşı sevdirmeye çalıştı bir çok iğrenç hareketle. Eskiden ne kadar safmışım ki bu iğrenç kızın bu hareketlerini normal bir şekilde karşılayabilmiş ve ona yüz verebilmişim. Bu kız para için bana yaklaşacaktı bunu biliyordum. Onun yaptığı hareketlere karşılık verdim. Çünkü onun canını yakmak için vermem gerekti. Beni elde ettiğini zannetti, yanıldı. Hemen para istedi benden "Ne için istiyorsun?" diye sorduğumda "Annem lösemi hastası çok paraya ihtiyacımız var." diye iğrenç bir yalanla benden para almaya kalkmıştı. "Peki anneni görebilir miyim?" diye sorduğumda "Görebilirsin ama çok hasta olduğu için kısa bir ziyaret olmasını temenni ederim" dedi. "Öyle olucak Melis" diye karşılık verdim. Evine götürdü beni o kapı o oda aklıma geldi bir anda ama hiç bir şey çaktırmadım Melise. Sözde annesinin yanına götürdü beni bir yerden tutma bir kadını yatırmış üstüne battaniye örtmüş beni o kadının hasta olduğuna ikna etmeye çalışıyordu. Ama geçmişten kazandığım tecrübeler Melise inanmamam gerektiğini söylüyordu bana, zaten öyle yaptım. Ama intikam alacaktım ondan en acı intikam onun bana aşık olmasını sağlamaktı. İstediği para 10.000 TL idi. Benim için küçük bir miktar olduğu için verdim nasıl olsa daha sonra acı acı intikamımı alacaktım ondan. Parayı verdim yanağıma yalan bir öpücük kondurdu ve evimin kapısından çıkarak kendi evine gitti. Belki şuan da yatağın üstünde yatan kadın ile kahkahalar atıyorlardır bu enayiyi kandırdık diye. Ama onları acı sonlar bekliyor, tabî onların bundan haberi yoktu. Melisi iyi tanımam ondan daha kolay intikam almamı sağlayacaktı. Melisin kuzeni olan Yağmur ile tanıştım. Yağmur o kadar masum ve güzel bir kızdı ki gerçekten onu bu intikam için kullanmak içimden bile geçmedi ama zorundaydım. Yağmur doğal güzelliğiyle yanıma gerçekten yakışan bir kızdı. Onu etkilemek istiyordum ki o ben daha karşılık vermeden o bana karşılık verdi ve bende gerekeni yaparak onun kalbinde yerimi almıştım. Melis yanımıza geldi ve şaşkın bir surat ifadesiyle Yağmurun geldiğini gördü. Melis Yağmur ile beni tanıştırmak için bir adım attı fakat Yağmur sözünü keserek "Melis ben zaten onunla tanıştım." diyerek ona cevap verdi. Ben de aynı şeyleri söyledim. Melisin beni kıskanması için beni sevmesi gerekti ama o sadece para için erkeklerle birlikte oluyordu. Ben bir akşam Yağmuru yemeğe davet ettim, Melis o anda evde tek başına kalacaktı buna yalan olduğunu bildiğim bir sözle "Yağmur istersen Melis de bizimle birlikte gelsin" diyerek Yağmura söyledim. Yağmur da Melisin evde tek başına kalmasına razı olmadı ve bizimle birlikte yemeğe gelmesini söylerek ikna etti. İstanbulun ünlü bir restorantına gitmiştik. Sanki herşey Yağmur ile benim aramda planlanmış gibiydi, Yağmur bize lavaboya gitmesi gerektiğini söylerek izin almak istedi, işte ben o anda Melise "Melis seni seviyorum." diyerek onun kalbini çalmaya çalıştım. Aslında onu sevmiyordum ama onun bana aşık olması için bunu söylemem gerektiğini hissettim. Melis aniden yemeğini yemeyi durdurup bana şaşkın bir şekilde bakmaya başladı. "Hakan dalga mı geçiyorsun?" diye sordu ama ben çok ciddi bir şekilde ona "Senin gibi güzel bir kıza aşık olmak normal birşey değil mi? Neden dalga geçeyim" dedim. İntikam rüzgarları yavaş yavaş esmeye başlamıştı. Ama Melis bunu farketmiyordu, o benim gerçekten ona aşık olduğumu zannediyordu. Tekrar Yağmur masaya geldi ve Melisin surat ifadesini gördü, "Melis birşey mi oldu?" diye sordu. Melis karşılık vererek "Hayır Yağmur bir telefon geldi ve gitmek zorundayım." diye bir yalan söyledi Yağmura ve masadan kalkarak evine gitti. Yağmur bana ne olduğunu sordu ama ben de "Melis doğru söylüyor." diyerek herhangi birşey çaktırmadan olayın içinden çıkmaya çalıştım. Sonra Yağmur masaya oturdu, ben Yağmurun gözlerine o kadar dikkatli bir şekilde baktım ki deli gibi aşık bir insan gibi... Yağmur gülümseyerek karşıılık verdi. İşte intikamım şimdi başlıyordu. Daha sonra restoranttan çıkarak gezmeye gittik. Artık Yağmurun bana aşık olmuştu, sıra Melisi bana aşık etmekti. Melisin etraftan gördüğü ilgi azalmalıydı. Melisin en iyi arkadaşlarından olan Berk benim lise arkadaşımdı. Ben ona böyle bir oyunun içinde olduğumu Melisin bana aşık olması gerektiğini söylemiştim. Berk geçmiş günlerin hatırasına bunu kabul etti. Daha sonra Berkin yaptığı çeşitli oyunlardan sonra Melisin arkadaşları tek tek ondan uzaklaşmaya başlamıştı. Hayatında tek ben kalmıştım Melisin. Melis yavaş yavaş bana yakınlaşmaya başladı. Ama Melis aşk denen soyut kavramın anlamını bilmiyordu. Öğretecektim, canını acıtarak. İntikam duygusu bende çok ilerlemeye başlamıştı, nefretim o kadar çok yükseliyordu ki herhangi bir hata yapmaktan korkuyo r, suskun kalmayı tercih ediyordum. Yer İstanbul 27 Şubat 2010 Melisle ilişkimiz çok ilerlemeye başlamıştı. 4 şubatta nişanlanmış, evlilik hazırlıklarına başlamıştık. 5 martta olacak düğünümüzün davet listesini hazırlıyordum ben. Emre karekterini unutmuş olamazdı Melis. Ben Emre DEMİR ismini yazarak davet listesine onun ismini yazmıştım. Eski ben olan Emre DEMİRin ismini gören Melis şaşkın bir şekilde "Hakan Emre DEMİRi nereden tanıyorsun?" diye sordu. Ben arkadaşım diyerek yanıt verdim. Hemen onun ismini bu listeden çıkart dedi bana, demesi normaldi zaten... Yer İstanbul 5 Mart 2010 Düğün günü geldi çattı. Melis bana "Hakan seni çok seviyorum. Daha önce neden karşıma çıkmadın." diyerek bana olan aşkını belirtti. Amacım o zaman düğün salonunda onun beni bir başka kızla görmesini sağlamaktı. Yağmur geldi ve ben Melisin gözlerinin önünde Yağmurun dudaklarına yapışarak onu deliler gibi öpüp Melisin bana yaptığı ihaneti benim ona yapmamı görmek istememdi. Melis göz yaşlarına boğularak gelinlik içinde düğün salonunu terk etti. Ben daha sonra ona adım Emre DEMİR diyince bana yaptığı ihaneti hatırladı. İhanetin gerçekten ne olduğunu anlamıştı o artık... İhaneti 7 farklı kavramla yaşadı; Aşk, nefret, hayaller, düş kırıklıkları, sevgi, intikam ve arkadaşları ile... Teşekkürler, Hakan Şahin... 8 BASİT KURAL : İhanet, intikam, nefret, aşk, hayaller, düş kırıklıkları, sevgi, arkadaşlar...
Okunma : 926 // Aldığı Oy : 26 // Gönderen : Hakan ŞAHİN Oy Ver :
|